92406 kayıt bulundu.
1. bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar, baştan başa
1. Önce bir boydan bir boya sokağı gözden geçirdik.
1. Önce bir boydan bir boya sokağı gözden geçirdik.
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Oğulcuğu bir çenekten oluşmuş, kapalı tohumlulardan bir bitki sınıfı
1. sıfat , sıfat , bitki bilimi , bitki bilimi , sıfat , sıfat , bitki bilimi , bitki bilimi , Tek parçalı (kapsüllü yemiş)
1. `küçük, güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaşılmaz` anlamında kullanılan bir söz
2. çapkın kimseler için kullanılan bir söz
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İki adet
1. Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var
1. Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var
2. Biraz, bir iki
1. kısa konuşmak
1. Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.
1. Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.
1. söyleyecek bir şeyleri bulunmak
1. Gel gör ki dilimin ucunda kağnı var. Kağnılar için de bir çift sözüm var.
1. Gel gör ki dilimin ucunda kağnı var. Kağnılar için de bir çift sözüm var.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çabucak
1. Üstelik bunu bir çırpıda, beş kere değil, on kere değil, elli kere yapabileceğiz.
1. Üstelik bunu bir çırpıda, beş kere değil, on kere değil, elli kere yapabileceğiz.
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Çok fazla
1. Bir çuval dolusu para.
1. Bir çuval dolusu para.
1. düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak
1. Bir çuval inciri berbat etmişlerin süklüm püklümlüğüyle müfettişin yanına çıktı.
1. Bir çuval inciri berbat etmişlerin süklüm püklümlüğüyle müfettişin yanına çıktı.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , İkinci kez
1. Çocukluklarını bütün bütün kaybedenler, bir daha çiçek açmak gücü bütün bütün yok olan kurumuş ağaçlar gibidirler.
1. Çocukluklarını bütün bütün kaybedenler, bir daha çiçek açmak gücü bütün bütün yok olan kurumuş ağaçlar gibidirler.
2. Yeniden, tekrar
1. Bu üç gün boyunca onu kaybetmekten öyle korkmuştu ki bir daha bu eve kız mız sokmamaya karar vermişti.
1. Bu üç gün boyunca onu kaybetmekten öyle korkmuştu ki bir daha bu eve kız mız sokmamaya karar vermişti.
3. Asla
1. Bu cevabı alan Şems bir nara atarak kendinden geçmiş ve bir daha Mevlâna'nın peşinden ayrılmaz olmuştu.
1. Bu cevabı alan Şems bir nara atarak kendinden geçmiş ve bir daha Mevlâna'nın peşinden ayrılmaz olmuştu.
1. asla
1. Bir daha mı, tövbeler tövbesi!
1. Bir daha mı, tövbeler tövbesi!
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Çok az
1. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlardır.
1. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlardır.
2. Çok küçük (çocuk)
1. ve olana katarak, fazladan
1. Neden bir de onların eğitmenliğini yükleniyoruz?
1. Neden bir de onların eğitmenliğini yükleniyoruz?
2. umulanın veya beklenilenin dışında bir durumu anlatan cümlelerin başına gelir
1. Yaklaşmış pırıldayan şeye. Bir de ne görsün? Böyle ışıl ışıl ışıldayan bir kuş kanadıymış.
1. Yaklaşmış pırıldayan şeye. Bir de ne görsün? Böyle ışıl ışıl ışıldayan bir kuş kanadıymış.
1. her istediğini hemen yapmak
1. Bu adamın bir dediğini iki etmediği genç bir sevgilisi varmış.
1. Bu adamın bir dediğini iki etmediği genç bir sevgilisi varmış.
Ön Takı : (birinin)
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bir kerelik
1. Bu bahçeye bir defacık girmek kabadayılığını gösterebilen küçük külhanbeyler bir daha buna cesaret edemezler.
1. Bu bahçeye bir defacık girmek kabadayılığını gösterebilen küçük külhanbeyler bir daha buna cesaret edemezler.