Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bir boydan bir boya
Anlamı:

1. bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar, baştan başa

Örnek:

1. Önce bir boydan bir boya sokağı gözden geçirdik.

1. Önce bir boydan bir boya sokağı gözden geçirdik.


bir bu eksikti
Anlamı:

1. sıkıntılı bir durum varken bir yenisinin çıkması üzerine söylenen bir söz


bir çatı altında (olmak veya bulunmak)
Anlamı:

1. aynı yapı, kurum, kuruluş vb. içinde (olmak)


bir çekirdek geri kalmamak
Anlamı:

1. bütünüyle denk olmak


bir çenekliler
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Oğulcuğu bir çenekten oluşmuş, kapalı tohumlulardan bir bitki sınıfı


bir çenetli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , bitki bilimi , bitki bilimi , sıfat , sıfat , bitki bilimi , bitki bilimi , Tek parçalı (kapsüllü yemiş)


bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz
Anlamı:

1. `küçük, güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaşılmaz` anlamında kullanılan bir söz

2. çapkın kimseler için kullanılan bir söz


bir çift
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İki adet

Örnek:

1. Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var

1. Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var

2. Biraz, bir iki


bir çift lakırtı etmek
Anlamı:

1. kısa konuşmak

Örnek:

1. Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.

1. Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.


bir çift sözü olmak
Anlamı:

1. söyleyecek bir şeyleri bulunmak

Örnek:

1. Gel gör ki dilimin ucunda kağnı var. Kağnılar için de bir çift sözüm var.

1. Gel gör ki dilimin ucunda kağnı var. Kağnılar için de bir çift sözüm var.


bir çırpıda
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çabucak

Örnek:

1. Üstelik bunu bir çırpıda, beş kere değil, on kere değil, elli kere yapabileceğiz.

1. Üstelik bunu bir çırpıda, beş kere değil, on kere değil, elli kere yapabileceğiz.


bir çöplükte iki horoz ötmez
Anlamı:

1. bir yerde iki kişi baş olmaz


bir çuval dolusu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Çok fazla

Örnek:

1. Bir çuval dolusu para.

1. Bir çuval dolusu para.


bir çuval inciri berbat etmek
Anlamı:

1. düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak

Örnek:

1. Bir çuval inciri berbat etmişlerin süklüm püklümlüğüyle müfettişin yanına çıktı.

1. Bir çuval inciri berbat etmişlerin süklüm püklümlüğüyle müfettişin yanına çıktı.


bir daha
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , İkinci kez

Örnek:

1. Çocukluklarını bütün bütün kaybedenler, bir daha çiçek açmak gücü bütün bütün yok olan kurumuş ağaçlar gibidirler.

1. Çocukluklarını bütün bütün kaybedenler, bir daha çiçek açmak gücü bütün bütün yok olan kurumuş ağaçlar gibidirler.

2. Yeniden, tekrar

Örnek:

1. Bu üç gün boyunca onu kaybetmekten öyle korkmuştu ki bir daha bu eve kız mız sokmamaya karar vermişti.

1. Bu üç gün boyunca onu kaybetmekten öyle korkmuştu ki bir daha bu eve kız mız sokmamaya karar vermişti.

3. Asla

Örnek:

1. Bu cevabı alan Şems bir nara atarak kendinden geçmiş ve bir daha Mevlâna'nın peşinden ayrılmaz olmuştu.

1. Bu cevabı alan Şems bir nara atarak kendinden geçmiş ve bir daha Mevlâna'nın peşinden ayrılmaz olmuştu.


bir daha mı
Anlamı:

1. asla

Örnek:

1. Bir daha mı, tövbeler tövbesi!

1. Bir daha mı, tövbeler tövbesi!


bir dalda durmamak
Anlamı:

1. sık sık iş veya düşünce değiştirmek


bir damla
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Çok az

Örnek:

1. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlardır.

1. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlardır.

2. Çok küçük (çocuk)


bir de
Anlamı:

1. ve olana katarak, fazladan

Örnek:

1. Neden bir de onların eğitmenliğini yükleniyoruz?

1. Neden bir de onların eğitmenliğini yükleniyoruz?

2. umulanın veya beklenilenin dışında bir durumu anlatan cümlelerin başına gelir

Örnek:

1. Yaklaşmış pırıldayan şeye. Bir de ne görsün? Böyle ışıl ışıl ışıldayan bir kuş kanadıymış.

1. Yaklaşmış pırıldayan şeye. Bir de ne görsün? Böyle ışıl ışıl ışıldayan bir kuş kanadıymış.


bir dediği bir dediğini tutmamak
Anlamı:

1. söyledikleri birbirine uymamak, tutarsız konuşmak


bir dediği iki olmamak
Anlamı:

1. her istediği yapılmak


bir dediğini iki etmemek
Anlamı:

1. her istediğini hemen yapmak

Örnek:

1. Bu adamın bir dediğini iki etmediği genç bir sevgilisi varmış.

1. Bu adamın bir dediğini iki etmediği genç bir sevgilisi varmış.


Ön Takı : (birinin)

bir defa
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , İlk önce, hele

2. Bir kere


bir defacık
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bir kerelik

Örnek:

1. Bu bahçeye bir defacık girmek kabadayılığını gösterebilen küçük külhanbeyler bir daha buna cesaret edemezler.

1. Bu bahçeye bir defacık girmek kabadayılığını gösterebilen küçük külhanbeyler bir daha buna cesaret edemezler.


bir defada
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Ara vermeksizin